5 Ocak 2012 Perşembe
4 Ocak 2012 Çarşamba
gecen ; 1 hafta 1 gun, kalan ; 1 gun
Yarin oradayim, bakalim kahramanimizi ne gibi surprizler bekliyor. Cok degisik seyler olacak, cok. Haber edecegim sana dunya.
29 Aralık 2011 Perşembe
4. gun, ilay
Gelmesi en uzun suren 4. Gun.
Bu gune gelmek 30 sene almis olsun, hep var olmussun megerse demek istiyorum, oradaymis hersey, sende biliyorum.
Yanina gelmemi bekliyorsun.
Ben supheci, ben muhalefet, begenmeme ustadi,sahlarin sahbazi, olumsuz hic bir sey hissetmiyorum. En guzel yani butun bunlar yalniz oldugum icin degil,sen sen oldugun icin.
Icinde en kucuk ben yokken taniyorum seni.
Birakmayacagim bunu, sonuna kadar pesindeyim ask,kac kaca bilirsen...
Bu gune gelmek 30 sene almis olsun, hep var olmussun megerse demek istiyorum, oradaymis hersey, sende biliyorum.
Yanina gelmemi bekliyorsun.
Ben supheci, ben muhalefet, begenmeme ustadi,sahlarin sahbazi, olumsuz hic bir sey hissetmiyorum. En guzel yani butun bunlar yalniz oldugum icin degil,sen sen oldugun icin.
Icinde en kucuk ben yokken taniyorum seni.
Birakmayacagim bunu, sonuna kadar pesindeyim ask,kac kaca bilirsen...
24 Ocak 2011 Pazartesi
Play tuşuna bas,okumaya başla.
Dinlemeye başlayalı çok uzun süre olmamasına rağmen beni çok etkileyen "Tülay German", bir sigara yakmama ve bu yazıyı yazmama neden oldu. Tülay German'ı sıfatlarla,benzetmelerle, betimlemelerle anlatacak değilim.Hakkında ve hissettiklerim hakkında neden fazla bir şey yazmadığımı sanırım aşağıda yazılı olanlar açıklayacaktır.
Kendi yazdıklarından,
"Şarkıcılık hayatımın en yetkin dönemindeyim. yıllar, sesimi de beni de olgunlaştırdı. dinleyicilerimle yürek yüreğe bir çeşit aşk yaşamaktayım. çoğu kadının mücevherleri vardır. benim mücevherlerim de aldığım mektuplar, alkışlar, "bravo"lar.... öyle bir hazineye sahibim ki, paha biçilmez, parayla satın alınmaz, en usta hırsız tarafından bile çalınmaz. tam zamanı. sesim bozulmaya, nefesim tükenmeye, coşkum azalmaya, içimde yanan alev sönmeye yüz tutmadan, eskimeden, yıpranmadan, gürültüsüz, sessiz sedasız çekilmek... kaybolmak. bu gece hollanda'da konserim var. kimse bilmiyor son konserim olduğunu."
1987 kışı, eindhoven / hollanda
Devam ediyorum,
Son albümü Nazım Hikmet'e Saygı adını taşıyordu. 1987'de Hollanda'da verdiği bir konserle sahneye veda etti; eskimeden, sessiz sedasız çekilmek istedi. Erdem Buri 1993'te onu bırakıp gittiğinde, kimse iki kez uzun süre komada kalıp bir kez de kalp durmasından sonra nasıl yaşadığını çözememişti. Tülay German ‘‘Gerçek sevginin gücünü bilselerdi, çözerlerdi’’ diye düşündü.
Sonra bir gün, Sarah Bernardt'ın mezarını arayan bir grup, şarkı söyleyen bir kadın sesi duydular. Uzun boylu, çok zayıf, avurtları çökmüş, siyahlar içinde bir kadın dimdik, üstü kıpkızıl güllerle kaplı bir tabutun yanında şarkı söylüyordu: Yavru balaban bakışlı/Yayla çiçeği kokuşlu/Kokar Erdem deyi deyi...
6 Ocak 2011 Perşembe
Uzun süre İlhan İrem dinlesen de Anathema dinlesen de sonunda bunalıma girme olasılığın çok yüksek. Hadi tamam biri negatif düşünceler anlatıyor ama İlhan İrem arkadaşım hep güzellik, sevgi, çiçek diyerek adamı mahvedebiliyor. İçten tebrik etmemek olası değil.Acaba tüm dönemlerde bunalıma girmek bu kadar revaçta mıydı yoksa ne oldu da bu çağda oldu.Bir kayıplık, kendinden geçme merakı, farklı bir şeyleri bulma merakı.”Aslında o değil de” diye başlayan cümlelerin olduğu bir çağ bu.O değil de ne peki, e yapaydın be anam kim tuttu seni.Sosyalleşme sardı her bir yanımı.
31 Aralık 2010 Cuma
26 Aralık 2010 Pazar
Sigaran bittiğinde yazı bitmemiş olabilir, olmayadabilir.Ben yeni yakıyorum.
Bir Pazar günü doğan ben,tatili seven ben bir karar verme aşamasındayım.Ya bir oteli seçeceğim ya da bir acentayı.Şehir seçecek kadar büyük bir cesaretim ve beni buna yönlendirmesini hep beklediğim biri yok.Yani beklenen biri var da o nerede onu bilen yok. Otel eğer otelde çalışmak istenirse en iyi otel sayılır. Benim çıktığım otelde ki pozisyonumun aynısı.Daha üst bir pozisyonu beklemek zor bir ihtimal,çünkü dışarıdan yükseltme diye bir kavram yok henüz, var da bana işlemez.
Lüks otelimizin en seçilesi tarafı isim yapmış ve kariyerimde önemli bir yere sahip olma ihtimaline ve bana açacağı fırsat kapılarına sahip olması.Mayış idare eder,sektöre göre normal yani. Etrafımda “sen mayıştan bahset bakalım ehe ehe” diye soracak insan olmaması bu konuyu uzatmama konusunda bana yardımcı oluyor. En seçilmeyesi tarafı ise çalışma saatleri. Otele bir araçla ulaşma süresinin bir buçuk saat olması ve ihtiyaçlar piramidine göre ilk sahip olmam gereken yer olan bana barınak imkanı sağlayan evime dönme zorunluluğumun da bir buçuk saat olması toplamda üzücü bir rakam olan üçe ulaşıyor. Mesai 16:00’da başlıyor.Evden iki, iki buçuk arası alınacağım,gideceğim çalışacağım ve barınağıma beni bırakacak olan araç, gece(vurguluyorum gece) 00:30’da otelden hareket edecek ve inmem için kapısını açtığında saat 2 olmuş olacak.Gerektirdiğinin dışında sosyalleşme merakım olmadığını fakat o saatte de ancak travestilerle sosyalleşebileceğimi ve çok enterasan insanlar olmalarına rağmen bunun tercihim olmayacağını eklemek istiyorum. Gerisi bilindik yatmaca, kalkmaca, haftanın herhangi bir naçizane günü izin yapmaca.Bu sevgili çalışma saatleri bütün sezon boyunca sadece bu şekilde olacak.
Müdürüm olacak karşı cinsimin temsilcisi olan kişi henüz cami yaptırmasa da etrafımda iyi bir insan olarak nitelendiriliyor. Çalışana iyi davranabildiği kadar davranabilen bir yer olan bu sevgili otel gerçekten sadece bir sene çalışsam bile bana çok fazla artı yönler katacak bir yer.Ama bu güzelliğinin yanında benim içimden düşündüğüm “Acaba bir süre sonra,hep akşam hep akşam sıkıldım be abi” cümlesinin gerçekleşmesi ve aklımda dönüp durma endişesi de karar almadan önce beni sıkan şeylerden biri.
İkimiz için zaman aynı şekilde işlemediğinden ben ikinci sigaramı yakıyorum.
Seçeneğimin diğeri de bir acenta.Mayışı merak eden için diğerinden biraz daha fazla.Güzelim çalışma saatleri “9 6 yollarında, bir zincir boğazımda” şarkısı gibi ama zincir burada sekiz de başlıyor.Dünyamızın izin günü olan Pazar günü de bir izin var.İşime kendi aracımla gideceğimin ve gidilen yerin şehrimin içinde yer almasının seçimimde ne de güzel bir şey olarak değerlendirilecek nedensellikte bir çekiciliği var.Burada tam bir ofis havası hakim; Yirmi kadar kafa aynı işi yapıyor kendi içlerinde bölümlendirilerek ve bir de bunların hakimi olan bir müdür.Kendisini tanımıyorum. Acenta, daha önceden çalışmamış olmamla beraber profesyonelleşmem adına güzel bir fırsat gibi duruyor. Öğrenmeye can atan az genç ruhum olası başarımın bir nişanesi gibi içimde parlıyor.Bu acentada çalışma serüveni bir yerde biterse tatminkarlık verecek diğer bir iş bulma ihtimalimin ne kadar olacağını kestirmekte zorlanmam karar verme aşamamı baltalayan bir konu.
Her ikisi de yeni bir başlangıç olacak ve benim için yepisyeni bir deneyim olacak.Beni az bilenler için “hayırlısı olsun” la bitecek kadar basit olan bu karar,benim içimde kararsızlığımın şahbazı olarak çoktan yerini almış durumda.Yeni yıla girmeden bir karar vermem lazım.Kararıma anlam yükleyip “ tembellik etme, biraz zorla kendini,en fazla bir sene
dayanacaksın tarzı düşüncelerim otel konusunda ağır gelirken, yeni bir şeyler öğren,biraz daha rahat çalış,az biraz da sosyalleşebil tarzı düşüncelerim acenta konusunda ağır geliyor” diye düşünmeli miyim yoksa basitçe seç işte mi demeliyim? Kararımın asıl manası bu kadar ağır değil.İşte burada kilitleniyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
